Oldies

11 Aralık 2014 Perşembe

Neşeli Melankoli


Gülümsedi çocuk. Sağ elinde çıkan güneş lekesine benzer noktayı gördüğünde. Babasını hatırladı. Yaşlılığın belirtisi olmalıydı bu, ilkiydi belki, seneler süresince beliricek olanların.

30'a yaklaşmıştı çocuk. Hedefleri, arzuları, huyları değişmişti hep.  Okyanusta yüzme öğrenmeyle geçmiş ve geçmeye devam ediyordu yıllar. Ne köpek balıkları, ne dev dalgalar, hiç biri endişe vermiyordu artık. Tek inandığı çok çalışmalıydı, gelecek olanı layıkıyla karşılamak, hayatta yanındakine, ve ileride bacaklarına sarılacak olanlara güç verebilmek için.

Gülümsedi çocuk, eşlik etti boğazın karşı kıyısında ışıklar... 

30 Kasım 2014 Pazar

Şu Anda...



Herkesin dünyaya dair bir bakış açısı var. Ama sığ ama geniş.
Kimine göre kendinin merkez olduğu bir dünya var, kimine göre kişi kendi çok ufak bir nokta bu dünyada.

Hiç düşündünüz mü kaç kişi "şu anda" ne yapıyorlardır diye? Dünyaya dair ne kadar izleniminiz olduğunu görebilirsiniz belkide böylece.

Mesela şu an, sabah 8:29 Türkiye'de. Çoğu büfeci tost yapmaktadır Ortaköy'de, İstanbul'da. Bağırışmalar, "paket mi burada mı abla?" Siz bu yazının sonuna geldiğinizde 8:45 Kadıköy vapuru kalkmış olacak Beşiktaş'tan, içi hınca hınç insan dolu. İskele verilmeden atlayanlar olucak yirmi dakika sonrasında ve birkaçı çingene çocuklarının para dilenmelerine mağruz kalıcak.

Maslak yönünde trafik tıkalı. Plaza asansörleri önlerinde kuyruklar.

Sadece İstanbul mu? 

Mesela güney-batı Moskova'da Kravçenko Sokağı'nda kaç kişi kaldırımda maşrutka denen o tıngırdayan bizim dolmuş diye tabir ettiğimiz ulaşım aracını bekliyordur kimbilir. Öteki tarafta akşamdan kalma bir öğrenci, komünist dönem mimarisine sahip yurdun 18. katındaki küçücük odasından çıkıp, sokağa çıkarken ikinci kapıdan geçtiğinde yüzüne çarpan soğukta, üçüncü kapıyı açıp açmama kararsızlığındadır.
Troleybüs süren kadınlar, elektrik tellerinden çıkan kancaları tekrar hatta takıyorlar, ve alttan koltuk ısıtmalı tramvaylarda bilet kontrolörleri yine kaçak yolcu avlıyorlardır, ellerinde ceza makbuzları. 

Malta'da pazartesi sabahı, 08:00. 
Paceville'de dün geceden kalan barlar kapalıdır. Tatilci halk uykudadır çoğu zamanki gibi. Garç gurç eden vitesiyle otobüsler az yolcuyla ada etrafında turlamaktadır.

ve Odessa'da, Ukrayna'da öte yanda, 7-km pazarında Çinlisi, Ukraynalısı, Azerisi çoktan dükkanlarını açmış, müşterilerini bekliyorlar, ve soğukta "Чай, Кофе?" diye bağırarak gezen seyyar kahvecilerden 4 Grivna'ya kahve ya da çay alıp, çiğ börekten hallice Piroşki'siyle kahvaltılarını yapıyorlardır. 

Okyanusun batısında, Toronto'da pazar günü son bulmuş, gece olmuş, Young St. uzun ve boş kaldırımlardan ibarettir.

Kıbrısta kumardan kalma sabahta otel kahvaltılarında insanlar...

Ve tabii Londra. Saat 06:52. "For here or to go sir?" cümlelerini "Mind the Gap" anonsları takip ederken sıkışık vagonlarda yine birileri Metro gazetesinin magazin dolu sayfalarını okuyordur. Kimisi Reading'ten trene binmekte, kimi Golders Green'den Jubilee Line almaktadır. Sabah sporları yapanlar Green Park'ta. Stratford High St.'de durak 25 numaralı otobüsü bekleyenlerle doludur. 

Brüksel, Paris ve diğerleri.

Ve birileri, 

Sakarya'da 06:50 de uyanıp, yaşadığı bunca anıyı aklından geçirmiş, ve size bu yazıyı yazmıştır. 

Kadıköy vapuru yeni yolcularını aldı bile. 

İyi haftalar, iyi çalışmalar.






6 Şubat 2014 Perşembe

Zamanı geldi - Beyaz çorap & Kösele ayakkabı



Moda internete taşındığından beri herkes bu döngünün içerisinde kimi zaman okuyucu bazen de yazar tarafında yer alıyor, ve giderek kalabalıklaşıyor online mode/giyim sektörü. Biraz araştırınca gördüm ki türlü türlü birbirinin kopyası benzeri e-ticaret siteleri, bir sürü bireysel çabanın ürünü özel butikler, bir de ikisinin de ortak paydası moda blogları. Herşey harika, gelişiyoruz, kırsalda yaşayanlar da artık modayı, trendi sezonun renklerini takip edebiliyor hale geldi. Ama birşeyler eksik, bir ERKEK GİYİM BLOĞU, biz beyler için, varsa da ben bulamadım, olanlar da bayanın yanına koyalım köşeye "kurunun yanında yaş da yanmasın" düşüncesi.

Sanıyorum bu modayı bayan takip eder düşüncesi hegomonyası altında öyle bir eziliyoruz ki, velev ki biraz İstanbul'un dışına çıktınız,etraf  felaket giyimli erkekler, "ben burdayım kırmızı takım elbisem de benimle burada" diyen karakterler. Tutup kolundan "birader bu ne hal?" diyesin gelir. Hadi onlar zayıf karakter, cepte para yok abi edebiyatı yapsalar birşey diyemezsin, ya bazı bazı lüks arabalardan inenlere ne demeli? Şu Kızılay'ın dağıttığı "Moncler" montlardan bir tane giyince çok şık olduğunu sanan renk uyumsuzları. Para kültür satın alamıyor ya, milletimin bazı üyeleri ne kadar zenginleşirse zenginleşsin köylülükten kurtulamıyor.

Neyse, erkek adam çok okumayı sevmez, keza çok yazmayı da, biraz maskulin bir blog olsun diyorum, erkek modasına dair değil, giyimine dair yazılar yazılacak bu blogda. "Giyinimimle nasıl farkımı ortaya koyabilirim?" sorusunun cevabı olucak bir nevi. Baştan kabul edelim, herkes bir "Rahmi KOÇ" olabilseydi Türkiye'min GDP'si çoktan trilyon doları geçerdi.

Gardırobunuzu yeniden baştan donatalım demiyoruz, mevcutlarınızı ve makul yeni parçaları nasıl kullanıp, kendinizde farklılığı hissedebilirsiniz onu konuşacağız burada, dilimizin döndüğü, elimizden geldiğince. Çok basit konulardan gireceğiz çünkü Türkiye'min buna çok ihtiyacı var. İstemiyorum ben sokağa çıktığımda sarı cekete sarı gömlek giymiş birini görmek. "Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp." demiş atam. Bir erkek giyim hareketi olsa ülkemde keşke de manav Hüseyin'le tesisatçı Halil usta da nasiplense, keşke. Arada bir uğrar iki göz atarsanız, mevcut bilgi dağarcığınıza göre birşeyler katabileceğinizi umuyorum kendinize baylar.

Bayanların güzel olması hoşunuza gidiyor, aman yanımdaki ince topuklu giysin demesi kolaydı bugüne kadar, artık o beyaz çorapların atılma zamanı geldi Türkiye'm. Vakit buldukça aşağıdaki kimi çok geniş kimi nispeten dar kapsamlı konular hakkında yazacağım. Umarım bir zaman sonra erkek giyimine dair kaliteli nicelikli bir bilgi merkezi haline gelir bloğumuz.

-Gidilecek yere göre giyinmek.
-Takım elbise ve aksesuarları
-Canım Türkiye'min ayakkabı tercihleri
-Kıyafette renk ve desen uyumu.
-Aksesuar kombinasyonları
-Kıyafet satın alırken kaliteyi nasıl anlarız?
-Mağazalardaki ilgili satış danışmanlarının dikkatine!
-Türkiye'de hazır giyim sektörü

Karışık sırayla, Gömlek, Triko, Ceket, Kravat ve diğer ana kalem erkek giyiminin parçalarının türleri, kalitelerinin nasıl anlaşıldığı, modaya nelerin uygun olduğu gibi bir çok konuda yaşadığım, okuduğum, duyduğum bilgileri elimden geldiğince sizlere bu blok üzerinden aktarmaya çalışacağım.
Siz burada okuduğunuz bir ufak bilgi ile belki de alışkanlıklarınızdan birini değiştireceksiniz, giyiminizdeki kalıplaşmanın dışına çıktığınızda belki de farkedilecek ve olumlu geri bildirimler alacaksınız. Bu noktada yüzünüzde bir gülümseme, içinizde beğenilmenin verdiği o mutluluk hissi uyanacak, dilerim.


Cem BIÇAK